|
1960 larını başı. Yer İzmir - Karşıyaka 1704 sok. Sokak uzunluğu yaklaşık 300 metre. Bütün evler tek ya da iki katlı ve bahçeli. Henüz hiçbir mahallenin otomobili yok; Sokaklar bizim... Bahçeler meyva ağaçlarıyla dolu, (Yeşil eriği, çağla bademi, hiç unutamıyorum) Bahçeler bizim...
Palmiye ağaçlarının tohumu kargılardan oluşturduğumuz üflemeli silahımızın (Tuh-tuh'un) cephanesi. Mahallenin sokakta büyüyen çocuklarının, bir evin kullanılmayan bodrum odasında üssü var. Çetenin merkezi. Diğer mahalle çeteleri ile yapılan Tuh-tuh savaşlarının stratejileri burada belirleniyor.
1960'lann başında Ankara - Bahçelievler, G.O.P. Ve diğer kentlerimiz Karşıyaka'dan pek farklı değiller.
Seneler geçiyor, nüfus artışı, göç, geç kalan nazım imar planlan. Kentlerimizdeki evleri yıkıp yerine apartmanları Yükseltmeye başlıyor. Yükselen yapı ve konut yoğunluğu otomobilleri düşünmeyince, kent sokaktan "otoparklar arasındaki binalara" dönüşüyor. Sokağa çıkılamıyor. Sokakta yaşam, sokakta eğitim ölüyor. Komşuluk ölüyor. Hatta, komşuluk park sonınlan yüzünden düşmanlık haline bile dönüşebiliyor.
Alternatif üretim; Toplu konut aracı ile ve onbinlerce yeni konut olarak geliyor. Kent çevresinde (Uydu Kent) tünel kalıptan üretilen yüksek bloklar, biraz da alternatif olsun (başka bir kesimi de çekelim) az villa. Otopark imkanı, ortak sahipli geniş yeşil alanlar ve ekonomi insanlarımızı bu yöne doğru kaydırıyor. Artık, alınabilir fiyatta, bir otoparkı olan, kavgasız bir evimiz var ama sokağımız yok, bahçemiz yok. Yalıtıldık. Kentin çevresinde yer alan bir konut deposu, daha doğrusu toplu yatakhanelerden birindeyiz. Kişiliğimiz ve kentimiz gitti. "Bu benim evim değil, benim barınağım. Belki birgün Bodrum'da ya da Ayvalık'ta ya da Datça'da.... bahçesi olan...?
Kabul etmedik, fikren razı olmadık, ama bedenen razı olduk. Bulamadığımız, razı olduğumuz, benimsemediğimizi bu yapıyı kafamızı soktuğumuz şey halinden çıkartıp "ev" haline getiren büyü neydi? Yanıtımız şu oldu:
1. Çevre - Doğa 2. Çevre - Sokak 3. Çevre - İnsanlar
Mimari tasarımımızın ana kriterlerini çevreye atfettiğimiz değer oluşturdu.
1 Çevre - Doğa, Her eve insanların kendi bitkilerini yetiştirebileceği yeşil alanlar planladık. Küçük prensler "Baobap" ağacı dikebilecek. Bu noktaların ev hayvanları için de uygun olduğunu düşündük. Bu olanağı da sağladı. Karşıdaki ev yeşerdİ. Ve; ışık, ışık, ışık... Yaşama alanı iki yönden tabiata açıldı; Kendi bahçesine ve balkon aracılığıyla sokağa (On ve arka bahçe. Böylece, yaşama mekanına iki farklı yönden de ışık almış oolduk. Dış mekanlarda ise güneşin ve rüzgarın durumuna göre seçenekli bir oturma olanağı sağladık.
2.Çevre - Sokak, Türkiye'de belediylerimizin hep yapmaya çalıştığı ve yapmayı alışkanlık haline getirdiği ama bir türlü yapamadığı inşaat türüne verilen ad.
Gerçekte bu proje bir sokak projesidir. Bir bahçe değil bina değil sokak yapmaya çalıştık. Binalar sokakları oluşturmanın bir enstrümanı olarak görevlendirildiler. Çünkü biliyoruz ki sokak; Bir mekan olmalıdır.
Sokak; Bir iletişim merkezidir. Sokak; Dünya üzerindeki bütün kentleri beğenip lıeğenmediğimize karar verdiğimiz yerdir ve sokak; Yadlarındır. ( Sokak; Türkiye'nin en büyük eksiğidir. İsim hurdan doğdu; Avrupa Mahallesi )
3.Çevre - insanlar. Komşuların birlikte yaşamaklaİlgilİ paylaşması gereken konulan olası sorunlara karşı minimumda tutma)! yeğledik. İşletme olarak bir başkasının eksiğine bir diğerinin katlanması engellendi. Kişisel bir görüşle bu düşüncelerime bir son vermek istiyorum; Çocukların sevgilerinde yanlış yoktur, eğer bu projeyi onlar severse herkes sevecek demektir. O zaman eve çocukluğumuza döneceğiz.
|